27 Ekim 2016 Perşembe

Bartu Anı Panosu


Bartu'nun ilk kıyafetlerini bir kutuya koyup kaldırmak yerine çerçeveleyip duvara asalı uzun zaman olmuştu ama Toprak doğduktan sonra birkaç ekleme yaptım. İşte detaylar :) :)

Toprak'ın Anı Panosu


Toprak oğluma toprak tonlarında bir pano hazırladım. İlk kıyafetlerini bir kutunun içine koyup kaldırmak yerine o anı canlı tutmak çok daha heyecan verici :) Detaylar aşağıda :)

22 Ekim 2016 Cumartesi

4. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?



İşaret parmağı sürekli ağzında ama çıkan bir diş yok.

Yalnız kalmak mı, ne mümkün. Yalnız kaldığı an çığlığı basıyor :(

Oturmak için Bomboo'yu kullanıyoruz ya da kucağımızda oturuyor.

Artık her an onunla ilgilenmemi bekliyor. Sürekli sürekli onunla konuşmamı istiyor.

İstediğini yaptırmak için ağlamaya başladı. Kucaktan bıraktığımız an yaygarayı koparıyor. Ama Allah'dan ısrarcı değil, çabuk susuyor.

Oyun halısındaki oyuncakları koparıp alıyor ve uzun süre oyuncaklar ile oynuyor.

Parkelerin ses çıkardığını keşfetti. Halının üzerinden gidip vuruyor.

Döne döne salonda geziniyor.

Alt dudağını emiyor, ağır ağır bazı gıdaların tadına bile baktı. Herhengi bir şey yutmasa da bizi taklit etmekten memnun.

Gezmeye bayılıyor, kanguruya koyup dünyayı gezebilirim :) Anası kılıklı leyleği havada görmüş bu sıpa da :)

Oyuncağını düşürürse ya da elinden alırsak ağlayarak tepki veriyor.



ANNE

3. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?



Oğlumun kahkahaları evimizin içinde çınlıyor.

7/24 gözetim altındayım, nereye gitsem takip ediliyorum. Ama yalnız kalamıyorum çünkü bu adam göbek bağımızın kesildiğinin farkında değil sanırım.

Eline her gelen ağzında, Sophie'nin tadına baktık bol bol.

Aynada kendine çok gülüyor.

Oyun halısının keyfine varmaya başladı.

Kollarından tuttuğumuzda kafasını çok rahat tutarak kalkabiliyor.

Eller kulaklarda ve saçlarda. Özellikle kulağını bu nedenle çiziyor, kanatıyor.

Her sese kulak kabartıyor, öyle ki emmeyi bile bırakıp o tarafa dönüyor. 

Ayaklar ağızda, sürekli ayaklarını kemirip duruyor.

Tatil bile yaptık. Güneşlendik, uyuduk, gezdik. Gezmeye bayıldık. Şakıdık, hopladık, zıpladık. Deniz ve havuzun minik keyfine baktık.

Yüz üstü yatarken dönebiliyor. Yatağın diğer ucuna koyarak uyuttuğum küçük adam gece yanıma kadar gelmiş oluyor.

Dikkat çekmeye çalışıyoruz, mızıldanarak, sesler çıkartarak, öksürerek. İlgilenmezsek fırçayı yiyoruz.

Yüz üstü, yan istediğin gibi dönüp uyuyorsun artık.

Oyuncağı bir elinden diğerine geçirebiliyor.

Epey epey dönmeye başladın.

ANNE

2. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?



Gülücükler saçmaya devam. Hem de kahkahalarla. Genel olarak çok sakin bir bebek.

İnceliyor, araştırıyor, sanki her nesnenin her bir karesini hafızasına kaydetmeye çalışıyor. Bunu yaparken de çok ciddi.

Yüz üstü yattığında kafayı 90 derece kaldırıp her bir yeri didik didik inceliyor.

Sese tepkiler iyice arttı. Özellikle benim sesimi takip ediyor. En çok acıktığında ağlayarak ses çıkartıyor.

Kucağındaki oyuncağı kavrayabiliyor. Eline her değeni tuttuğu gibi ağzına atıyor.

Eller çok fazla yumruk yapmıyor. 

Yüz üstü yatarken sırt üstü dönebiliyor.

Oyuncakları ile ufak ufak oynamaya başladı. Uzanıyor. Çarpıyor. oyun halısında oyuncaklar dikkatini çekiyor.

Siyah beyaz yaptığım panoları uzun uzun inceliyor.

Yatmaktan çok kucakta yarı yatar durmayı seviyor.

Banyodan sonra krem sürmemden inanılmaz zevk alıyor. Kahkahalarla gülüyor, kıpırdanıyor ve kıkırdıyor.

Yabancılıyor. Babası ya da benim dışımdaki insanlara bakıp ağlıyor.


1. Ay Toprak Neler Yapabiliyor?


Odaklanmış dik dik bakıyor. Bazen öyle sert bir şekilde bakıyor ki sanırsınız bilimsel inceleme yapıyor :)

Yüz üstü yattığında kafayı 90 derece kaldırabiliyor. Dik durduğunda da kafasını sabit tutabiliyor.

Sese tepki veriyor. bazen durup dinliyor, bazen irkiliyor, bazen de gülüyor en çok korkuyor aslında.

Eller birleştiği gibi hep ağızda, ne tatlı şu eller ye ye bitmiyor.

Güldüğümüzde gülerek yanıt veriyor.

Çoğunlukla uyuyor :)

ANNE

30 Eylül 2016 Cuma

MUTLU DOĞUMLAR!!!

A birth mandala is your personal, visual map for childbirth. It begins with a ten centimeter circle to represent cervical dilation and 1st stage of labor. The collage or drawing is then embellished with images to embody your complete vision for childbirth.:




     Allah, Tanrı ya da Doğa Ana neye inanıyorsanız işte o, kadını müthiş bir donanım ile yaratmış. Gebelik sürecinizi düşünün. Hiç tanımadığınız bir adam yani eşiniz hayatınıza giriyor ve siz gebe kaldığınızda ikinizin karışımı, bu dünyada tek olacak o yegane insan evladını içinizde taşımaya başlıyorsunuz. Gebeliğin ilk aylarında bedeniniz yani o müthiş fabrika bebeğiniz için bir insanda olması gereken ne varsa onu üretime başlıyor. Yoksa siz "şuraya kolunu takalım, buraya da burnunu. Him! Beynide kafasının içine koyalım. Gözleri de mavi mi olsa yeşil mi?" falan demiyorsunuz. Bunların hepsini hiçbir eksik olmadan müthiş bir sistem içinde bedeniniz yapıyor. Haa! Bu esnada üretimde bir sıkıntı mı oldu, o zaman fabrika duruyor ve buna düşük diyoruz!!!! İlk 3 ay bir insan için gerekli tüm organ ve uzuvlar mini mini boyutlarda oluşturulduktan sonra ikinci 3 ayda bozuk paradan yatak yapabileceğiniz boyuttaki o insancık büyümeye başlıyor. Son 3 ayda ise doğumdan sonraki dünya için hazırlıklar yapılıyor. Bebeğiniz nefes egzersizleri yapıyor ki düşünün suyun içinde, gözlerini açıp kapatıyor, hareketler ederek kaslarını çalıştırıyor, doğumdan sonra göreve başlayacak bazı organlar denemeler yapıyor. Ayrıca bedeniniz doğuma hazırlıkları da yapmaya başlıyor. Kasılmalarla bebeğin pozisyonunu değiştiriyor ve doğum kanalına sokuyor. 

Bedeniniz bebeğinizi sadece fiziksel bir ürün olarak da üretmiyor. Örneğin oğlunuz babasına çok benziyor ama huyları aynen siz. Kimsenin bilmediği bir takıntınız çocuğunuzda da olabiliyor. Ama bunu ona siz öğretmediniz!!!!!
Bunlar da kodlarınızda var ve o yumurta ile spermdeki kodları vücudunuz mükemmel bir şekilde kullanarak yazılımını yapıyor. Ve bunu kaç doğum yaparsanız yapın bedeniniz tekrar tekrar ve her defasında da farklı bir insancık olacak şekilde üretiyor.

Hiçbirimiz bu süreçte bir şey yapıyor muyuz? Hayır!!! 
Evet!!! Gebe biziz ama her şeyi bedenimiz yaptı bugüne kadar. Ve bu beden bu donanımda doğumu neden yapamasız?

Doğum ile de bitmiyor vücudunuzun işi.  Doğumdan sonra da memelerinizden gelen süt ile o insan evladını dünya gıdalarına geçmeden önce hazırlıyor. Sütünüzü bile kontrol edemiyorsunuz. Onu da bedeniniz bebeğinizin durumuna göre ayarlıyor. Premature doğum mu yaptınız sütünüz daha proteinli oluyor ki bebeğiniz çabuk büyüsün. Bebeğiniz ister yenidoğan olsun ister 6 aylık ya da 2 yaşında sütünüz bebeğinizin ihtiyacına göre hazırlanıyor. Burada da bedeniniz ne yaptığını biliyor!!!

Doğuma dönelim!

Doğumda ben ne mi yaptım?

Öncelikle korkunun ecele faydası yok dedim ve doğumda bedenime nasıl yardımcı olabilirimi araştırdım. Bilgi Güçtür felsefesi ile okudum, doktoruma bol bol merak ettiklerimi sordum, izledim. İnsanlığın varlığından beri kadınlar doğum yapabiliyorsa ben neden yapamayacaktım ki! Onca kadın o kadar zorlu şartlarda doğurmuşken, ben bu kadar imkan, bilgi, teknoloji ve desteğe sahipken mi doğuramayacaktım!!!

Doğum sırasında ise en çok eşimden destek aldım. Eşim sancı geldikçe belime masaj yaptı. Masajdan kastım ovalamak aslında. Bir yerimizi çarptığımızda ovalarız çünkü ovalamak yani dokunma hissinin sinyalleri acıdan daha hızlı beyne ulaştığı için acıyı daha az hissediyormuşuz. Aynı zamanda sancı sırasında ayakta olmak da hafifleten bir etken. Hem de yer çekiminden de faydalanmış oluyorsunuz. Doğru nefes alıp vermek de vücudunuza bol oksijen sağladığı için hem bebeğinize hemde size çok faydalı ve ben bunun bile ağrımı hafiflettiğini hissettim. Bir yerde doula desteği alan annelerin doğumunun daha kolay geçtiğini okumuştum. Doulalar kimseye sihir yapmıyor, ağrınız için ilaç vermiyor sadece size yol gösterip rahatlatıyorlar. Yani sizde kendi kendinizin doulası olabilirsiniz.

     Doğal olanın sağlıklı olduğuna inanıyorum ben. Bir dere yatağına ev yaparsanız doğa onu sonunda geri alır ve evinize sel basar. Doğada her şey sonunda nasıl toprağa dönüşüyorsa ve sorunlar toprağa karışamadığında ortaya çıkıyorsa, doğal olmayan her şey doğaya ve çevreye nasıl zarar veriyorsa doğumun da doğal olmayanının elbette bir zararı olacağına inanıyorum.  Bilimsel olarak bunu açıklayamam ama son araştırmalar da bebeğin yalnızca vajinal doğum sırasında alabileceği bazı faydalı bakterileri alamamasının olumsuz sonuçlarından bahsedilmeye ve bunun için bazı uygulamalar denenmeye başladığını okuyorum.

Haa!  Bir aksilik mi oldu bir sıkıntı mı var işte o zaman sezeryan gibi bir ameliyat var. Düşünsenize eskiden kadınlar doğuramadı mı ölüyordu yada bebeklerini kaybediyorlardı. Bu nedenle doğumu yaklaşan gebelerle helalleşilir ve "Allah kurtarsın" denir. Ama günümüz şartlarında artık bu çok nadir. 

Gebelikte nasıl siz bedeninize ne yapması gerektiğini söylemedi, öğretmediyseniz doğumda da bedeninize güvenin ve bırakın o işini yapsın! 

Sağlıklı ve mutlu doğumlar!!!!

Görsel Alıntıdır. Adres için tıklayınız.
https://tr.pinterest.com/pin/374643262734689833/

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Bir Bebek Ne Kadar Büyür???


3 yaş: 94cm 12 kg


Bir bebeğin gelecekteki boy ve ağırlığı büyük ölçüde daha döllenme anında belirlenmiştir. Ve doğum öncesinde içinde yaşadığı koşullar yeterli olan, doğum sonrasında da sevgiden ve gıdadan yoksun bırakılmayan bebeklerin çoğu eninde sonunda genetik potansiyellerini gerçekleştirirler. 

Bebeğinizin İlk YılındaSizi Neler Bekler, Epsilon Yayınları syf:180

Bebeği Oturtmak!!!


Eğer bebeğiniz oturmak istemeseydi size söylerdi. Elbette bunu kelimelerle değil, siz onu oturtmak istediğinizde aşağı kayarak veya bir yana doğru dönerek bunu belli ederdi. Başı ve boynu arkasına yaslandığında alacağı destekten daha fazlasına ihtiyaç gösteren bir bebeği oturtmak doğru olmamakla beraber, başını iyi tutan ve oturtulduğunda kendini bırakmayan 3-4 aylık bir bebek buna hazır demektir. Bebekler oturtulmaktan sıkıldıklarında şikayet ederek ya da kaymaya başlayarak bunu belli ederler...


Bebeğinizin İlk YılındaSizi Neler Bekler, Epsilon Yayınları syf:176

Parmak Emme

  


Parmak emmenin tek başına "tehlikeli" ya da ruhsal bir hastalığın bir belirtisi olduğuna dair hiç bir kanıt yoktur. Eğer 5 yaşından önce bırakılırsa, kalıcı dişlerin yapılanmasını da olumsuz yönde etkilemez; ağızda bu zamandan önce oluşan herhangi bir şekil bozukluğu eğer alışkanlık bu sırada terk edilirse normale döner. Birçok uzman, gelişimsel bir davranış olduğu ve büyüme ile terk edildiği için çocuğu 4 yaşından önce parmak emmekten vazgeçirmek için herhangi bir girişimde bulunulmaması gerektiğinde hemfikirdir.

Bu davranış 18-21 ay arasında en yoğun halini almakla birlikte, bazı çocuklar bu dönemde artık parmak emmeyi bırakır. Yaklaşık %80'i 5, %95'i de 6 yaşında kendiliklerinden vaz geçerler. Uykuya daha kolay dalabilmek için parmaklarını emen çocuklar, bunun kendileri için yalnızca oral bir haz şekli olduğu çocuklara göre bu alışkanlığı daha uzun zaman sürdürürler.

Parmak emmenin ağzın normal gelişimini bozabildiği ve deformiteye neden olabildiği bir dönem olan kalıcı dişlerin çıkma zamanı yaklaştığında, çocuk artık bu alışkanlıktan kurtulmada aktif rol oynayabilecek kadar olgunlaşmış olur. 

Bebeğinizin İlk YılındaSizi Neler Bekler, Epsilon Yayınları syf:177


21 Temmuz 2016 Perşembe

DOĞUM HİKAYEM; Toprak'a Kavuşma!



   Bir mucizeye ikinci kez şahit olmak!!!
Allah'ın nasıl bir sevgili kuluysam bir küçük sürpriz yumurta giriverdi hayatımıza. İçimde büyüyen bu sürprizi kucağıma alma heyecanı ve mutluluğu ise anlatmaya değer bence :) :)

   Allah, Tanrı ya da doğa ana siz hangisine inanıyorsanız işte o öyle müthiş yaratmış ki kadını, insan kendisine bile inanamıyor o an! Siz gebe olabilirsiniz ama gebeliğin ilk anından itibaren vücudunuz her bir detay ile tek tek ilgilendi ve şimdi sıra doğuma geldiğinde yine görevini layıkı ile yapıyor!
Üzülerek görüyor ve okuyorum ki bir çok kadın korku ve endişeleri nedeniyle bu anı kaçırıyor. Oysa sakin kalıp olayın akışına kendinizi bıraktığınızda vücudunuzun neler yaptığına şahit oluyorsunuz.

Sıra geldi Toprak'ı kucağıma alma hikayeme;
Ben bayılıyorum bu doğum hikayelerimi anlatmaya :) Eee! İnsan pek sık karşılaşmıyor mucizelerle :) :)

24 Nisan 2016 Pazar

Göbek Kordonunun Geç Kesilmesi



Son zamanlarda özellikle de yurtdışı yenidoğan fotoğraf çekimlerinde bolca karşılaştığım bu görseller  ve aşağıdaki yazıyı okuduktan sonra doktoruma göbek kordonunun geç kesilmesi konusunu danıştım.

Öncelikle okuduğum haberin içeriğini yani göbek kordonunu geç kesilmesinin 7 önemli sebebini son olarak da doktorumun söylediklerini paylaşmak istiyorum:

15 Nisan 2016 Cuma

Doğum bir İŞKENCE değildir!!!


Doğum bir kadına bahşedilmiş en mucizevi şey! Bunu bizzat doğurmuş, o ana tanık olmuş bir kadın, bir anne, bir gebe olarak söylüyorum! 
Bu nedenle bir hastane diyaloğu paylaşmak ve sitem etmek istiyorum. 

Yer Çukurambar Koru Hastanesi. Doğum sancıları ile 3 saat kadar geçen zamanın ardından doktor hastayı sezeryan'a alıyor. Dışarıda ise refakatçı iki kadın kendi aralarında ama yüksek sesle sitem içinde konuşuyorlar. "Doktor da kadına boşu boşuna saatlerce İŞKENCE çektirdi. Ne biçim iş bu" diye. Öncelikle doğum sancısı bir eziyet, işkence değildir!!! Anne olmak, cenneti ayaklarının altına almak kolay değil elbette. Bir kadının anne sıfatına sahip olması, bunu hak edebilmesi bile büyük bir lütufken bunu işkence olarak adlandırmak ne büyük haksızlık.
Ki doğum sancısının hafızası yok, geçtiği an unutuyorsunuz. Yoksa bunca kadın bunca yıl onca çocuğu doğurabilir miydi? O kadar işkence çekse akıl sağlığını koruyabilir miydi? Bebeği ona işkence çektirmiş olsa onu dünyaları karşısına alacak kadar sevebilir miydi? 

Ayrıca buna bu kadar tahammülsüzce dillendirmek hem o sırada doğum yapan annenin zihninde olayı travmalaştıracak hem de başka anne adayları için endişe nedeni olacak. Lütfen ama lütfen ülkemizde doğum korkusu kadınlar arasında bu kadar yüksekken birde bu korkuları arttıran siz olmayın!!!! Özellikle kadınların bu konuda daha hassas olmasını beklerken, kadının kadını anlayıp destek olması gerekirken korkuyu körüklemek, doğumu işkence olarak adlandırıp aşağılamak niye! 

Görsel Pinterest alıntıdır...

11 Nisan 2016 Pazartesi

Lohusa Taçlarım


Toprak'ı beklerken kendim için hazırladığım lohusa taçları...

Toprak'ın Bebek Şekerleri



Minik sürpriz yumurta Toprak kuşunun bebek şekerleri de elbette kuş olmalıydı :) Evin tuzu biberi küçük adamları temsilen tuzluk ve karabiberlikler farklı bir hediye olacağını düşünerek aldım. Ayrıca evde ne buzdobın da ne de kombinin üzerinde magnet takacak yer kalmadı bizde. Doğumlarda, doğum günlerinde, düğün ve nişanlarda hep magnet hediye edilince doldu taştı mutfak. Bende en iyisi hem biblo gibi hemde kullanışlı olduğundan böyle bir şey yapayım dedim :)

15 Ocak 2016 Cuma

Bir Kilota Geçiş Hikayesi



   İkinci gebeliğin sıkıntıları ve bazı sağlık problemleri ile Bartu'nun tuvalet eğitimi konusunda çok endişeliydim ama tüm endişelerim yersizmiş :)

   Evde uzun zamandır tuvalet vurgusunu yapıyorduk aslında. Mesela tuvalete giderken mutlaka dillendiriyordum yada "aferin babası kakanı tuvalete mi yaptın" gibi cümleri belki bir yıldır kuruyorduk. Ayrıca bez değiştirirken kaka yada çiş yaptığını söylüyorduk ki son zamanlarda özellikle kakasına bakmak istiyor ve bezi kontrol ettikten sonra atıyorduk :) Çiş pipiden, kaka popodan gelir gibi konuşmalar ve tuvalet ile ilgili bazı kitapları da bir süredir okuyorduk.
   Yaz sonu öğrenir mi diye baktık ama hazır değildi. Özellikle iki hafta İzmir tatilimizde kendinden 1,5 ve 4,5 yaş büyük kuzenlerine özendirmeye çalıştık ama hazır gibi değildi. Eylülde kreşe başlayacağı içinde acele etmemiştik. Ama bir gebelik sürprizi ve bol bol bulantılar ile hem Bartu'nun kreşe başlaması hemde tuvalet olayları ertelendi. Eylülde başlatmayı planladığımız kreşe Kasım'da başladı :( Kreşe alışma evresini atlattıktan sonra tuvalet eğitimine okul ile birlikte devam edeceğiz diye konuştuğumuz için tuvalet olayını da beklemeye aldık. Kreşe, öğretmen ve arkadaşlarına iyice alıştığını düşündükten sonra bir 2 ay kadar sonra tuvalet olayı için öğretmeni ile konuşmaya gittik. Öğretmeni 5 kişilik sınıfında bir tek Bartu'nun bez kullandığını ve bu durumdan rahatsız olduğunu ayrıca başlamaya da hazır olduğunu söyledi. Evde de bez değiştirme olayları iyice sorun olmaya başlamış bu durumdan kurtulmak ister gibi bir hali olduğunu düşünüyorduk zaten. Öğretmeninden de onayı alınca uygun olduğumuz bir hafta sonu başlamaya karar verdik.
   Bartu'ya da bir hafta önce durumu anlattık. Artık tuvalete çiş, kaka yapabilecek kadar büyüdüğünü ve bunu nasıl yapması gerektiğini bizim ona göstereceğimizi anlattık. Baya aldık karşımıza konuştuk :) Hafta sonu birlikte gidip çok tatlı kilot ve atletler aldık :) Artık bez kullanmayacağına göre kilot giyebilirdi :)

   Tam 3 günlük yılbaşı tatilini mi değerlendirsek derken evde sürekli inatlaştığı dedesinin varlığı ile bir hafta daha ertelemiştik ki yeni yılın ilk günü hastalandığı için isabetli bir karar vermiş olduk. Bir hafta sonra (9 Ocak 2016) Cuma günü sabah öğretmenine bu hafta sonu bezi bırakacağımızı söyledik. Öğretmeni de bir konuşma yapmış ve karşılığında Bartu'dan kocaman bir "oleeeeey" almış :D

İLK GÜN

   Sabah uyandığında babası ile gidip bugun artık bez bağlamayacağımızı hatırlattık. Önce biraz heyecanlandı ve bezini kahvaltıdan sonra çıkarmak istediğini söyledi. Bizde tamam diyerek önce kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra artık bezi çıkarma zamanı geldiğini söyledik. "Taman dedi ama kilot giymek istemediğini sadece pantolon ile kalmak istediğini söyledi. Eyvallah! diyerek ilk ıslaklığı bekledik. Daha önce İkea lazımlık ve tuvaletimiz için daha evi aldığımızda taktırdığımız çift kapağı olan klozet kapağının küçük kısmını göstererek denemek isteyip istemediğini sorduk. Hayır dedi ve bizde ısrar etmeden oyun oynamaya başladık. Çişi yada kakası geldiğinde bize söylemesini rica ederek bekledik. Özellikle üzerini ıslatıp rahatsız olmasını bekledik ki lazımlığına oturtmak kolay olsun. Sanırım ilk ıslaklık için iki saat kadar bekledik :) Sonunda ıslandı diyerek banyoya gittik. Pantolonunu çıkarıp yeni pantolon giydirirken kilot da giymek istedi ve üzerini değiştirdik. Öğlen uykusundan da kuru kalktıktan sonra bir "ıslandı" alarmı ile ikinci rahatsızlığımızı da yaşadık. Bundan sonra tekrar klozet yada lazımlığa oturup oturmak istemediğini sorduk. İkinci ıslaklıktan sonra lazımlığı denemek istediğini söyledi. İlk denemesinde bir süredir severek okuduğu kitaptaki Arda gibi ıkındı ama bir şey çıkmadı. İlk zamanlar lazımlığa oturup kalkması da bir olduğundan  süreleri uzatmak için her lazımlığa oturduğunda bir etiket vererek duvara yapıştırmasını söyledik ve etiketler sayesinde lazımlığı deneme isteğini arttırdık :) Ayrıca o lazımlığa oturduğunda bizde ona kitap okuyarak yada bir oyuncak ile oynatarak orada biraz daha oturması için çabaladık. Birçok kişi yarım saatte bir gittik gibi zaman belirtmiş ama bizim öyle düzenli bir gidiş gelişimiz olmadı. Ara ara sorduk o ne zaman kabul ederse gittik. Bu arada kakam geldi dediği sırada yetişmeye çalışırken bir yada iki defa daha ıslandık. Kış ayı olması nedeniyle mi yoksa o gün suyu mu az tüketti ya da tuttuğu için mi bilinmez akşam yatana kadar 4 defa falan çiş kaçırdı. Sonunda akşam yatarken de denedi ama yine lazımlık kuru yatağa gittik. Yattıktan sonra "uyurken de kaka gelir mi" gibi sorularına cevap verirken kaka diyerek tuvalete koştuk. Yine ıkındı denedi ama gelmedi :) Geri yattıktan biraz sonra yine kaka diyerek koştuk :) Bu koşturmaca 9.00' girdiğimiz yataktan saat 10.30'a kadar devam etti. Bir ara uyumamak için mi yapıyor diye şüphelensem de sonunda lazımlığa çişimizi yapmayı başardık. Alkış ile banyodaki farklı bir duvara etiket yapıştırması için yer verdik ve artık her çiş kaka yaptığında bir tane etiket yapıştırabileceğini söyledik. Bir 15 dakika sonra tekrar alarm ile tuvaleti gittik ve birikmiş çişleri lazımlığa boşaltıp yorgunluk ve başarmanın gururu ile uykuya daldık :D Uyurken "anne uykum eldi artık kaka gelmesin" diyerek yorgunluğunu da belli etti :) :) Bende "kakanın da artık uyuduğunu gece gelmek istemeyeceğini düşündüğümü" söyleyerek rahatlatmaya çalıştım :)

İKİNCİ GÜN

   Bir gece önceki başarısı ile gururlu ve gaz ile kalkan küçük adam sabah yatağı kuru kalktı. Kalkar kalkmaz sorduğumuzda çiş yok dedi ve bizde çişi geldiğinde söylemesini rica ederek bekledik. İkinci günü tuvalete koşarken oluşan küçük kaçaklar ve bir yatmış Maşa ile Koca ayı seyretme sırasındaki dalgınlık ile bir iki kaza dışında gayet güzel atlattık ama ikinci günü de kaka yapmadan geçirdik. Kabız olmasından endişeli lazımlıkta uzun oturtmaya falan çalıştık hatta etiket ödülünü 10 etiket olduktan sonra oyuncak sözü vererek büyüttük. Ama kaka yapmadan uyudu ikinci günde.

ÜÇÜNCÜ GÜN

   Pazartesi günü aynı saatte kreşin yolunu tuttuk. Okulun ilk günü bol bol yedek kıyafeti öğretmenine bırakarak Bartu'nun artık büyük çocuklar gibi tuvaleti kullandığını bildirdik. Okulda da kazalar olsa da çişini kreş tuvaletine yapmış. Eve geldiğinde çişini yaptığını ama tuvalete dökmediklerini anlattı :) Evde lazımlığı kullandığı için çişi klozete döküp sifonu çekmemizden bahsediyordu ki ne hikmetse bunu yapmaya da bayılıyor :D

Sıkıntı şuydu ki kaka yapmayalı 3 gün olmuştu ve kabızlık nedeniyle karnı da ara ara ağrıyordu. Kreşe ilk başladığı günlerde de okulda kaka yapmadığı için kabız olmuş ve doktora gitmiştik. Üç hafta kadar kullanacağı kakasını yumuşatacak bir şurup verdi doktorumuz. Ayrıca ilk kaka için lağman ve poposunu uyuşturması içinde bir krem ile eve dönmüştük. O zamandan kabızlığı bildiğimiz için hemen şuruptan tekrar verdik. Yemek listesini ona göre değiştirmiştik zaten ama pazartesi yine kaka olmadan yatağa gitti :( Bu arada poposu acıdığı için tuvalete gitmek de istemedi :) Gece ağlayarak ve kaka popoda uyandık. Hemen yarı kucakta popoya krem sürdük. Biraz zorlanarak kakasını yaptı ama bu arada da altına da çiş kaçırmıştı.

Ertesi gün okulda yine kaka yapmadan geldi ve akşam sıcak banyo, masaj ve şurubunda ektisi ile kakası geldi ama bu seferde lazımlığa oturmak istemedi. Sonunda kucağımda kalacağını söyleyerek ikna ettim. Klozetin önüne bir tabure koyup oğlan kucağımda oturdum. Onu da Klozetin küçük kapaklı kısmına oturtup bacaklarını da kastırarak vücudu kucağımda poposu tuvalette oturtarak biraz beklettikten sonra kakasını yapmasını sağladım :) Biraz sonra lazımlığa çiş yapmak için oturduğunda birazda oraya kaka yaparak bir gaz kaka olayını da rahata kavuşturduk. Tuvalet eğitimine başlayalı bir hafta olmasına rağmen özellikle kaka için biraz destek olmamız gerekse de akşam eve gelip yemek yedikten sonra kaka yapma gibi bir rutini oluştu. Yemekten sonra özellikle kucağıma sarılarak oturup kaka yapma durumunu sevdi.

Kaka için klozete oturtma ikna çalışmaları

Bu arada 3. gün 10 etiket ödülünü hak ettiği için oyuncak alabileceğini söylediğimizde hakkını pasta isteyerek kullandı :) 4. gün akşam pasta yiyerek kutladığımız kilot giyme merasimimiz arada yetişmeye çalışırken gerçekleşen minik kazalar ile ilk haftasını doldurdu.



Benim bu sürce hazırlanırken kullandığım kaynak ise daha çok blogcu annelerin deneyimleri oldu. Bunun dışında tavsiye edeceğim ve benimde çok fayda görüp kullandığım kitap ise STRESSİZ TUVALET EĞİTİMİ "Çocuğun karakterine göre farklı eğitim metotları ile gerilmeden, strese girmeden keyifle tuvalet eğitimi" vaat ediyordu ki evet bence işe yaradı :) Kitabın yazarları Dr. Peter L. Stavinoha ve Sara Au.

Bartu'ya okumak için aldığımız kitaplar ise;

En sevdiği ve sürekli okumamızı istediği kitap Altın Kitaplar'ın GÜLE GÜLE KAKALAR adlı kitabı oldu. (Hikaye de Arda'nın da karnı ağrıyordu ve kaka yapmaktan çekiniyordu. Görselleri ile de dikkatini çektiği için favorisi oldu.

Diğer kitaplar

Erkek Çocuklar için Teddy ile Tuvalette

Anne Çişim Geldi, Mandolin Yayınları

Teo'nun Kaka Kitabı, Bilgi Yayınevi Çocuk Kitaplığı


Nasıl olacak, ne yapacağız derken kabızlık bile geçirsek de keyifli bir süreç geçirdik :) Burtu'nun hazır olmasının en büyük etkisi kreş oldu sanırım. Ordaki sınıf arkadaşlarının tuvalete gitmesi ve öğretmeninin desteği de ayrıca fayda sağladı. Burdan Kübra öğretmenimize de ayrıca teşekkürler :) :)