7 Ağustos 2017 Pazartesi

Doğum ve Acı



   Acı, doğanın yaşamda kalma okulunun baş öğretmenidir. En basit anlamıyla acı bizi bedensel hasarlardan korur. Tehlikeli şeyler can yakar, gereğinden fazla riske girer ya da bedenlerimizi fiziksel sınırının ötesinde zorlarsak, acı bizi durdurur.

   Peki o zaman doğumda neden acı çekeriz? Doğum sancısı, herhangi bir başka ağrıdan hiç farklı değildir... Yoksa farklı mıdır?

   Özellikle yorucu doğum süreci geçirmiş kadınlar, bu deneyimin zerre kadar iyi yanı olup olmadığını sorgulayabilirler; ama doğum sancısı gerçekten de bir amaca hizmet ediyor olabilir mi?

15 Haziran 2017 Perşembe

Korkunun doğum üzerindeki etkisi


   Rahimde doğumu gerçekleştiren iki kas tabakası vardır. İlki dikey kaslar (aşağıdan yukarıya bebeğinizle hizalanmış) diğeri ise yatay (dairesel) kaslardır (Bebeğinizi çevreleyen). Dairesel kaslar rahmin alt bölümündedir ve rahmin açılarak bebeğin kolayca aşağı doğru hareket etmesi ve doğum kanalına doğru gitmesi için bu kasların gevşeyip incelmeleri gerekir. Dikey kaslar ise kasıldığında bebeği doğum kanalına doğru iter. Normalde bu iki kas doğum sırasında senkronize bir şekilde çalışır. Dikey kaslar gerildiğinde yatay kasları yukarı çeker, kasılır ve iter. Bu esnada dairesel kaslar gevşer ve geri çekilir.

Bu esnada gergin, korku ile stres içinde olan anne de neler olur???

27 Ekim 2016 Perşembe

Bartu Anı Panosu


Bartu'nun ilk kıyafetlerini bir kutuya koyup kaldırmak yerine çerçeveleyip duvara asalı uzun zaman olmuştu ama Toprak doğduktan sonra birkaç ekleme yaptım. İşte detaylar :) :)

Toprak'ın Anı Panosu


Toprak oğluma toprak tonlarında bir pano hazırladım. İlk kıyafetlerini bir kutunun içine koyup kaldırmak yerine o anı canlı tutmak çok daha heyecan verici :) Detaylar aşağıda :)

30 Eylül 2016 Cuma

MUTLU DOĞUMLAR!!!

A birth mandala is your personal, visual map for childbirth. It begins with a ten centimeter circle to represent cervical dilation and 1st stage of labor. The collage or drawing is then embellished with images to embody your complete vision for childbirth.:




     Allah, Tanrı ya da Doğa Ana neye inanıyorsanız işte o, kadını müthiş bir donanım ile yaratmış. Gebelik sürecinizi düşünün. Hiç tanımadığınız bir adam yani eşiniz hayatınıza giriyor ve siz gebe kaldığınızda ikinizin karışımı, bu dünyada tek olacak o yegane insan evladını içinizde taşımaya başlıyorsunuz. Gebeliğin ilk aylarında bedeniniz yani o müthiş fabrika bebeğiniz için bir insanda olması gereken ne varsa onu üretime başlıyor. Yoksa siz "şuraya kolunu takalım, buraya da burnunu. Him! Beynide kafasının içine koyalım. Gözleri de mavi mi olsa yeşil mi?" falan demiyorsunuz. Bunların hepsini hiçbir eksik olmadan müthiş bir sistem içinde bedeniniz yapıyor. Haa! Bu esnada üretimde bir sıkıntı mı oldu, o zaman fabrika duruyor ve buna düşük diyoruz!!!! İlk 3 ay bir insan için gerekli tüm organ ve uzuvlar mini mini boyutlarda oluşturulduktan sonra ikinci 3 ayda bozuk paradan yatak yapabileceğiniz boyuttaki o insancık büyümeye başlıyor. Son 3 ayda ise doğumdan sonraki dünya için hazırlıklar yapılıyor. Bebeğiniz nefes egzersizleri yapıyor ki düşünün suyun içinde, gözlerini açıp kapatıyor, hareketler ederek kaslarını çalıştırıyor, doğumdan sonra göreve başlayacak bazı organlar denemeler yapıyor. Ayrıca bedeniniz doğuma hazırlıkları da yapmaya başlıyor. Kasılmalarla bebeğin pozisyonunu değiştiriyor ve doğum kanalına sokuyor. 

Bedeniniz bebeğinizi sadece fiziksel bir ürün olarak da üretmiyor. Örneğin oğlunuz babasına çok benziyor ama huyları aynen siz. Kimsenin bilmediği bir takıntınız çocuğunuzda da olabiliyor. Ama bunu ona siz öğretmediniz!!!!!
Bunlar da kodlarınızda var ve o yumurta ile spermdeki kodları vücudunuz mükemmel bir şekilde kullanarak yazılımını yapıyor. Ve bunu kaç doğum yaparsanız yapın bedeniniz tekrar tekrar ve her defasında da farklı bir insancık olacak şekilde üretiyor.

Hiçbirimiz bu süreçte bir şey yapıyor muyuz? Hayır!!! 
Evet!!! Gebe biziz ama her şeyi bedenimiz yaptı bugüne kadar. Ve bu beden bu donanımda doğumu neden yapamasız?

Doğum ile de bitmiyor vücudunuzun işi.  Doğumdan sonra da memelerinizden gelen süt ile o insan evladını dünya gıdalarına geçmeden önce hazırlıyor. Sütünüzü bile kontrol edemiyorsunuz. Onu da bedeniniz bebeğinizin durumuna göre ayarlıyor. Premature doğum mu yaptınız sütünüz daha proteinli oluyor ki bebeğiniz çabuk büyüsün. Bebeğiniz ister yenidoğan olsun ister 6 aylık ya da 2 yaşında sütünüz bebeğinizin ihtiyacına göre hazırlanıyor. Burada da bedeniniz ne yaptığını biliyor!!!

Doğuma dönelim!

Doğumda ben ne mi yaptım?

Öncelikle korkunun ecele faydası yok dedim ve doğumda bedenime nasıl yardımcı olabilirimi araştırdım. Bilgi Güçtür felsefesi ile okudum, doktoruma bol bol merak ettiklerimi sordum, izledim. İnsanlığın varlığından beri kadınlar doğum yapabiliyorsa ben neden yapamayacaktım ki! Onca kadın o kadar zorlu şartlarda doğurmuşken, ben bu kadar imkan, bilgi, teknoloji ve desteğe sahipken mi doğuramayacaktım!!!

Doğum sırasında ise en çok eşimden destek aldım. Eşim sancı geldikçe belime masaj yaptı. Masajdan kastım ovalamak aslında. Bir yerimizi çarptığımızda ovalarız çünkü ovalamak yani dokunma hissinin sinyalleri acıdan daha hızlı beyne ulaştığı için acıyı daha az hissediyormuşuz. Aynı zamanda sancı sırasında ayakta olmak da hafifleten bir etken. Hem de yer çekiminden de faydalanmış oluyorsunuz. Doğru nefes alıp vermek de vücudunuza bol oksijen sağladığı için hem bebeğinize hemde size çok faydalı ve ben bunun bile ağrımı hafiflettiğini hissettim. Bir yerde doula desteği alan annelerin doğumunun daha kolay geçtiğini okumuştum. Doulalar kimseye sihir yapmıyor, ağrınız için ilaç vermiyor sadece size yol gösterip rahatlatıyorlar. Yani sizde kendi kendinizin doulası olabilirsiniz.

     Doğal olanın sağlıklı olduğuna inanıyorum ben. Bir dere yatağına ev yaparsanız doğa onu sonunda geri alır ve evinize sel basar. Doğada her şey sonunda nasıl toprağa dönüşüyorsa ve sorunlar toprağa karışamadığında ortaya çıkıyorsa, doğal olmayan her şey doğaya ve çevreye nasıl zarar veriyorsa doğumun da doğal olmayanının elbette bir zararı olacağına inanıyorum.  Bilimsel olarak bunu açıklayamam ama son araştırmalar da bebeğin yalnızca vajinal doğum sırasında alabileceği bazı faydalı bakterileri alamamasının olumsuz sonuçlarından bahsedilmeye ve bunun için bazı uygulamalar denenmeye başladığını okuyorum.

Haa!  Bir aksilik mi oldu bir sıkıntı mı var işte o zaman sezeryan gibi bir ameliyat var. Düşünsenize eskiden kadınlar doğuramadı mı ölüyordu yada bebeklerini kaybediyorlardı. Bu nedenle doğumu yaklaşan gebelerle helalleşilir ve "Allah kurtarsın" denir. Ama günümüz şartlarında artık bu çok nadir. 

Gebelikte nasıl siz bedeninize ne yapması gerektiğini söylemedi, öğretmediyseniz doğumda da bedeninize güvenin ve bırakın o işini yapsın! 

Sağlıklı ve mutlu doğumlar!!!!

Görsel Alıntıdır. Adres için tıklayınız.
https://tr.pinterest.com/pin/374643262734689833/

15 Nisan 2016 Cuma

Doğum bir İŞKENCE değildir!!!


Doğum bir kadına bahşedilmiş en mucizevi şey! Bunu bizzat doğurmuş, o ana tanık olmuş bir kadın, bir anne, bir gebe olarak söylüyorum! 
Bu nedenle bir hastane diyaloğu paylaşmak ve sitem etmek istiyorum. 

Yer Çukurambar Koru Hastanesi. Doğum sancıları ile 3 saat kadar geçen zamanın ardından doktor hastayı sezeryan'a alıyor. Dışarıda ise refakatçı iki kadın kendi aralarında ama yüksek sesle sitem içinde konuşuyorlar. "Doktor da kadına boşu boşuna saatlerce İŞKENCE çektirdi. Ne biçim iş bu" diye. Öncelikle doğum sancısı bir eziyet, işkence değildir!!! Anne olmak, cenneti ayaklarının altına almak kolay değil elbette. Bir kadının anne sıfatına sahip olması, bunu hak edebilmesi bile büyük bir lütufken bunu işkence olarak adlandırmak ne büyük haksızlık.
Ki doğum sancısının hafızası yok, geçtiği an unutuyorsunuz. Yoksa bunca kadın bunca yıl onca çocuğu doğurabilir miydi? O kadar işkence çekse akıl sağlığını koruyabilir miydi? Bebeği ona işkence çektirmiş olsa onu dünyaları karşısına alacak kadar sevebilir miydi? 

Ayrıca buna bu kadar tahammülsüzce dillendirmek hem o sırada doğum yapan annenin zihninde olayı travmalaştıracak hem de başka anne adayları için endişe nedeni olacak. Lütfen ama lütfen ülkemizde doğum korkusu kadınlar arasında bu kadar yüksekken birde bu korkuları arttıran siz olmayın!!!! Özellikle kadınların bu konuda daha hassas olmasını beklerken, kadının kadını anlayıp destek olması gerekirken korkuyu körüklemek, doğumu işkence olarak adlandırıp aşağılamak niye! 

Görsel Pinterest alıntıdır...

11 Nisan 2016 Pazartesi